Perşembe, Ekim 17, 2013
Cuma, Ağustos 30, 2013
uzun zaman oldu, birikti çok sey. neler yasanmıs olabilir ki? ayriliklar, aglamalar, zirlamalar, yeni is, yeni ask, kaybedilenler, kazanilanlar... daha niceleri...
uzun uzun hikayeler anlatacak gücü bulamıyorum uzun zamandir. belki de yasananlari yuksek sesle tekrar tekrar kendime hatirlatacak cesaretim yok. sanirim vakti geldi...
ayrilik ne kadar acikli bir hikaye olabilir ya da sen bu hikayenin icinde ne kadar aglamakli gözlerle kalabilirsin? elbette canin aciyacak! aglarken hem o kadar sessiz hem de o kadar isyankar olacaksin ki kendini taniyamayacaksin! sarkilar sadece senin icin yazilmis da icindeki zehri akitmanin tek yolu bagıra cagıra soylemekmis gibi gelecek! kalbin agırlastıkca, sen hafifleyeceksin bir zaman sonra. zaman oyle gececek ki ne ara kaskatı kesilcecek kalbin, ruhun ne ara kendini teslim edecek ona buna hic anlamayacaksın! hepsini yasayacaksın, hic pisman degilim deyip icin icin yanacaksın!
ama hepsi oyle bir gececek ki, izi kalmayacak hayatinda! sen, sen olmayacaksın artık; acitmayacak eskiler, eskisi gibi kalbini!
Cuma, Ağustos 31, 2012
Olur!
Simdi ben seni arasam; sen "ne var" diye acsan o telefonu -hani sinirlendirdim ya ben seni- ,sonra ben "ozledim daha ne olsun desem" kaldigimiz yerden devam etsek? Olmaz mi?
Olmaz olur mu hic...
Olmaz olur mu hic...
Çarşamba, Ağustos 15, 2012
İyi ki dogdun!
Hic bu kadar anlamli olacagi aklima gelmezdi. "iyiki dogdun" o kadar siradan, o kadar ozunu kaybetmis bir kutlama cumlesiydi ki kime ne kadar icten soylendiginin bir onemi yoktu. Biri dogmustu, bir yas daha almisti ve "iyiki dogdun" demek gerekirdi. Hayatimin son bir kac yili butun aliskanliklarimin, duzenimin, siradanliklarimin ya da heyecanlarimin degistigi gibi dogum gunu tebriklerimde degisti. "mutlu yaslar" der oldum herkese. Evet herkes yeni yasinda mutlu olsun diye tum kalbimle tum sevdiklerime her yeni yasta iletirim bunu.
Ama kimseye " iyiki dogdun" demem. Oyle anlamli ki artik; arkasinda ya olmasaydin, ya hayatima ulu orta dalmasaydin, bunca mutlulugu yasatmasaydin korkusu var.
Sen iyiki dogdun canim, iyiki varsin... Mutlu yaslarimiz olsun...
Salı, Temmuz 24, 2012
Bir yerden goruyorsun! Artik sende beni izliyorsun!!
Kucukken herkesin bir kahramani olur mutlaka. Bazi kiz cocuklari futbolculara hayran olur, kimiside bi popcuya asiktir. Erkek cocuklar mahallenin ergenligi yeni bitmis ablasina hayrandir. Benimde vardi kahramanlarim. Buyudum hala var...
Nasil oluyorda hic tanimadan huyunu suyunu bilmeden dokunmadan ayni hayati paylasmanin hayallerini kurabiliyor insan. Cocukluk aski hayranligi aptalligi her neyse iste onun adi... Guzel seydir!
Ben kahramanlarimi icimde saklar hayaller kurup eglenirim. Evet kazik kadar oldum ama hala oluyor. Bazisi cok guzel sarki soyler bazisi sahada yikar gecer bazisida cok guzel raki icer. Severim onlari izlemeyi sanki hayatimin bi yerinde zamani gelince olcaklarmis gibi simdiden sahiplenirim.
Bazisida sadece durur... Buyumemis cocuk kalanlardanim ben. Cok cocuk... Kahramanlarimda var. Hayran olduklarim, Olup bittiklerim ya da olup gidenler. İki yili gecti... O benim hayranlikla izleyip, her karede sapsal sapsal sirittigim adam gideli iki yili gecti. Garip bi sekilde sanki bi arkadasimi kaybetmis ya da kafasi bana benzeyen bi tanidigim gitmis gibi. Oyunlari, soylesileri, yazilari yok. Acip eskileri okurken yakaladim kendimi az once. Ozlemek aslinda bu muydu? O ciksa ortaya bi laf atsa ben ustume alip yine akisi degistirsem. Hayat o soyledi diye oyle gitse. Su akar onuru bulur desem... Yol umrumda degil ki!
Hep ben izlerdim ya simdi sen goruyorsun beni bi yerlerden, artik sende beni izliyorsun... Huzurla uyu.
Nasil oluyorda hic tanimadan huyunu suyunu bilmeden dokunmadan ayni hayati paylasmanin hayallerini kurabiliyor insan. Cocukluk aski hayranligi aptalligi her neyse iste onun adi... Guzel seydir!
Ben kahramanlarimi icimde saklar hayaller kurup eglenirim. Evet kazik kadar oldum ama hala oluyor. Bazisi cok guzel sarki soyler bazisi sahada yikar gecer bazisida cok guzel raki icer. Severim onlari izlemeyi sanki hayatimin bi yerinde zamani gelince olcaklarmis gibi simdiden sahiplenirim.
Bazisida sadece durur... Buyumemis cocuk kalanlardanim ben. Cok cocuk... Kahramanlarimda var. Hayran olduklarim, Olup bittiklerim ya da olup gidenler. İki yili gecti... O benim hayranlikla izleyip, her karede sapsal sapsal sirittigim adam gideli iki yili gecti. Garip bi sekilde sanki bi arkadasimi kaybetmis ya da kafasi bana benzeyen bi tanidigim gitmis gibi. Oyunlari, soylesileri, yazilari yok. Acip eskileri okurken yakaladim kendimi az once. Ozlemek aslinda bu muydu? O ciksa ortaya bi laf atsa ben ustume alip yine akisi degistirsem. Hayat o soyledi diye oyle gitse. Su akar onuru bulur desem... Yol umrumda degil ki!
Hep ben izlerdim ya simdi sen goruyorsun beni bi yerlerden, artik sende beni izliyorsun... Huzurla uyu.
Pazartesi, Mayıs 21, 2012
Kina niyetine!
Canimi kimin yaktigi onemli degildi. Savasabilirdim. Canimi kimin nicin yaktigida onemli degildi. Yok sayabilirdim. Hatta ustune gulebilirdim bile. Onemli olan senin o zaman nerde oldugundu. İyi misin bile demesen olurdu. Yanimda olmasanda olurdu. Bir karsimda durursan olmazdi. Olmadi! Yasanan can sikintilarini unuttum agladigim beni aglatan insanlarida unuttum. İnsan herseyi unutur zaten. Ama senin karsimda kilic kusanip benim ustume insanlari bir bir koymani unutamam! En azindan simdilik!
Pazar, Mart 11, 2012
13 milyonda 1 olmak!
İstanbul'a hic burdan baktiniz mi? O sahane nefes kesen manzarasinin arkasinda ne kadar gorundugunuzu hic dusundunuz mu? Peki nasil gorundugunuzu hic dusundunuz mu?

Üc gundur pis bir yagmuru var sehrin. Oyle sisli oyle puslu ki besiktasta oturup kopruye goz suzup uskudara varamiyorsunuz. Sahilde balik tutan yesil yagmurluklu sakali griye donen adamda farkinda olacak ki durumun oltayi kenara koyup, bogazi arkasina almis gorkemli yol yalisina cevirmis gozlerini. Uzun uzun bakiyor yalinin kis bahcesindeki kahvalti torenine. Gozlerinden belli aklindan gecenin kahvalti degil tam bir toren oldugu. Arada donup oltanin yanindaki sehpanin uzerinde duran yarim bardak plastik kokulu cayina ve simitine bakiyor. Sonra bir parca kendi agzina bir parca denizdeki gokteki dostlarina atiyor. Onu izlerken dusundum bu kalabalik sehrin icinde nerdeyim acaba diye. Ben o balik tutmaktan vazgecip bogaza sirtini donup zengin isi kahvaltiyi izleyen adami farketmistim. Gormek ya da bakmak degil varligini farketmistim.
Peki beni farkeden var miydi? Bunlari dusunurken yalinin buyuk kapilari acildi iceriden sahane bir araba yola koyuldu gitti. Oturdugum banktan kalktim yavas yavas iskele tarafinda ki taksi duragina yurudum. Tam taksinin birine yaklasirken birden yolumu degistirmek geldi icimden. Bugun ise gitmemeliydim. Kabatasa kadar yurudum. Yururken hep insanlara baktim. Sabah huysuzlugumuydu onlarin suratini astiran diye dusundum. İsiklarda karsiya gecmek icin bekleyen kalabalik, tramwaya binmek icin birbirini itip kakan insanlar, otobus duraklarindaki formali ogrenciler, kafasini camdan cikarip yandaki arabaya kufur eden dolmus soforu, hava yagmurlu oldugu icin gidecegi mesafeyi reddeden taksicilere bagiran kadin... Herkes ne kadar gergin gorunuyordu. Neydi bu insanlarin derdi? Gulumsemek zor muydu?
Kabatastan finikulere atlayip taksime gectim. Cok sevmem aslinda kalabaliklari ama bugun beni insanlara ceken birsey vardi. Yagmuruda sevmem kalabalik istiklalide. Bugun sabahin o saatinde bile yukari asagi birbirine karismisti istiklalin insanlari. Sevdigim borsa lokantasi yine hos is kadinlari ve laptop cantali beylerle acik bufedeydi. Yan sokagin basindada kosusturan sucu cocuklar... Meydandaki buyuk merdivenlerde oturup mesaiye baslicaklar burazdan belli. Yagmurda ayaklarinda ki terliklerle hemde. "Neyseki patikler var" diye konusuyorlar aralarinda. Onlarda gormustur ya benim gordugum acik bufeyi... Galatasaraya kadar yol almisim cocuklari dusunerek. Galatasarayli olmak kulturu hala yasiyor orda. Ama sonucta oda bu sehrin bi okulu. Mudurleri saniyorum ogrencilere bagiran.
Ogrenci olmakta heryerde ayni bu sehirde. Hep o müdür sabah sabah bagirmak icin birsey bulur. Dolanip dururken kendimi geri donerken buldum. Bir baktim kadikoy dolmusundayim. Sagimda 60'li yaslarinda bir bey oturuyor. Gazetesini okumaya calisiyor ama bin bir zahmetle. Gazetesini 4'e katlamis ki ben acip kapamasindan rahatsiz olmiyim diye. Sofor yine gergin ama dikkatli; yaninda oturan 30'una bile gelmemis oldugunu dusundugum kadindan dertli biraz. Kulaginda sanki bir hoparlor varmis gibi rahatsiz. Kadin acmis son ses kendi keyfi yerinde ama baskasi umrunda degil. Ben bunlari dusunurken acaba onlar ne dusunuyordu benim hakkimda. Bu sehrin iki yakasi tarihe sigmamis. Oyle zitki birbirine. Avrupa medeniyetin besigi, anadolu barbar ama yigit. Sozde iki yakanin tarifi bu. Ama her iki yakada istanbul. Ve istanbulun ici farkli, yanyana durabilen apayri insanlarla dolu. Herkes ofkeli, telasli, kizgin, yorgun... Oysa kimse kimsenin farkinda degil, Herkes bu sehirde 13 milyonda 1 olmaktan ibaret.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

